Defne Yaprağı'nı artık facebook'tan takip edebilirsiniz..
6/7/2011 - GDO’ya Hayır 

  Her geçen gün ulusal ve kültürel değerlerimizin bir bir kaybolduğu,adına küreselleşme denen süreçle birlikte;insanoğlunun hırsları,geleceğimizi büyük tehlike altına alıyor.Çocuklarım için ne yapabilirim,kültürel ve yerel değerlerim yok olmasın mı diyorsunuz?Genetiği değiştirilmiş ürünlere hayır mı diyorsunuz?..
   O zaman,olana bitene seyirci kalmayan bu insanlara katılalım!
 
 
    fikirsahibidamaklar.blogspot.com/
 
  
  
Fikir Sahibi Damaklar diyor ki:

Dünya dünya olalı  beri mısırın püskülüne konan kelebeği, artık 'konmamaya' ikna etmek üzere mısırın genetiğine işlenen bir kimyasal, yıkamakla çıkmaz, biliyorum; çünkü kızımın gözlerinin yeşili gibi, o kimyasal da, tümüyle mısırın kodlarında artık. Üzerinde ya da etrafında değil. İçinde.

Kelebek konarsa mısırın püskülüne ve yumurtalarını bırakırsa eğer, ürünün bir kısmı zarar görür, doğru. Ama, o mısırı kızım yediğinde, içine işlenen, yıkamakla temizleyemeyeceğim, haşladığımda gitmeyecek o kimyasal, kızıma ne yapar... Asıl onu merak ediyorum ben.

Diyorlar ki "üreticisi, eğer, GDO'lu ürünün zarar verdiğini fark ederse, ürününü piyasadan çeker!"
Diyorum ki, "benim kızım denek değil!"

Anneler! 26 Ekim Pazartesi günü 27388 sayılı Resmi Gazete'de sizi, ailenizi, çocuklarınızı çok yakından etkileyecek bir yönetmelik yayımlandı:

Tohumluklar dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile bunları içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları kapsayan Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik" !

Şu andan itibaren market raflarına uzanıp da aldığınız herhangi bir ürün, çocukluğunuzda yediğiniz, yemeye alıştığınız gıda olmayacak. Çocuklarımıza "çocukken yediğimiz"i yedirme hakkımız, elimizden alındı. "Yerine koyduğumuz"sa, çocuklarımıza yüksek ihtimal daha fazla sağlık problemi olarak dönecek. Yeni doğanlarımızda daha fazla otizm göreceğiz. Yeni doğanlarımızın daha çoğu yaşamayacak. Çocuklarımızın çocuklarını görebilme ihtimalimiz, annelerimizinkinden daha düşük olacak...

Aldığınız her ürünün etiketini okuyun. Her içeriği sorgulayın. Endüstriyel, hazır, paketlenmiş gıdalardan uzak durun. Organik ürün tercih edin. Sertifikasyon sistemi mükemmel olmasa da, bu ürünler diğerlerinden pahalı görünse de gözünüze, düşünün ki gerçek gıdayı tanımlamanın henüz başka bir yolu yok. Gerçek gıda tüketin. Gerçek gıda tüketmemek çok daha pahalı, unutmayın. Çocuğunuza ne yedirdiğinizi ve neden diğerini yedirmediğinizi anlatın. Anlatın ki, o da kendini koruyabilsin.

Ve unutmayın: bugünün dünyası kazanç odaklı! Cebinizdeki o binbir güçlükle kazandığınız paranın alım gücüne son kuruşuna kadar güvenin. Onu gerçek gıdaya yatırın. Düşünün ki raflardaki onca yapay ürün, onca niteliği düşük gıda siz satın almadığınızda karlılığını yitirecek. Düşünün ki, gıdaymış gibi yapan onlarca kavanoz, kutu ve şişe siz satın almadığınızda üretenlerine birer zarar olarak geri dönecek. Ve hayal edin, bir gün, eğer, çokuluslu şirketler fark ederlerse ki tüketici gerçek gıdaya yöneliyor, kimbilir, belki üretimlerini gözden bile geçirirler.

Gerçek gıdaya eşit erişim hakkı
çocuklarımızın en temel hakkıdır!

Bu yönetmelik bizi kollayan bir yönetmelik değil.
Bu yönetmelik çokuluslu şirketlere toprağımızı, tohumumuzu sömürme yolu açan bir kapı.
Vatandaşını ticaretin, gerçek gıdayı GDO'nun önüne koyan bir yönetim arzuluyoruz.
Biz GDO'lu gıdaların yönetilmesini değil, yasaklanmasını istiyoruz.
Yönetmeliği kaleme alan ve altını imzalayanlara bir çift sözümüz var:
"Oğul sadıklığın bu muydu? Valla kurda yedirdin beni!"

Fikir Sahibi Damaklar, "Ne yersek, oyuz" diyorlar

www.fikirsahibidamaklar.org

 
3/16/2008 - Hangi Sebzeyi Ne Zaman Tüketelim 

   Dün arkadaşlarla sohbetimizde, yılın her zamanı marketlerde rahatlıkla birçok sebzenin bulunduğunu ve bunların ne zaman tüketilmesinin doğru olduğu konusunda, ne kadar yetersiz bilgiye sahip olduğumuzu ,uzun uzun konuştuk.Gazete,dergi,televizyon ve internet gibi araçlardan, her geçen gün zirai tarım ilaçlarının ve hormonun, bilinçsizce  kullanılıp, kar amacıyla insan sağlığını nasıl tehlikeye attığını öğreniyoruz.Bizlerin bu konularda yapılan uyarıları kulak ardı etmeyip,bilinçli bir tüketici olmamız gerekiyor. Sebzelerin doğru tüketim zamanlarını öğrenip; bu zamanlar dışında tüketmekten kaçınmalıyız.''Bir seferden birşey olmaz'',''Ne pişireceğimi şaşırdım da aldım'',''Ne yapayım görünce dayanamadım'' gibi bahaneler birleşip,biz tüketmeye devam ettikçe üretimdeki yanlışlarda devam edecektir.Birkaç kaynaktan doğru tüketim sürelerini derlediğim aşağıdaki yazıda inşallah bizlere faydalı olur.Ayrıca yukarıdaki resim ile ilgili linke buradan ulaşabilirsiniz.
    Birkaç gün önce Prof. Erkan Topuz'un bir tv. kanalında  kanserle ilgili önemli açıklamalarına yer veren crn nlgn  adlı siteye de mutlaka göz atmanızı tavsiye ederim.
    SEBZELER:
  • BAMYA:  haziran -temmuz-ağustos
  • BARBUNYA:nisan-mayıs-haziran
  • BEYAZ LAHANA:kasım-aralık-ocak-şubat
  • BEZELYE:nisan mayıs-haziran
  • BROKOLİ:ocak-şubat-mart
  • ÇARLİSTON BİBER ve DOLMALIK BİBER:haziran-temmuz-ağustos-eylül
  • DEREOTU:yılın her mevsimi
  • DOMATES:haziran-temmuz-ağustos-eylül-ekim-kasım
  • HAVUÇ:eylül-ekim-kasım-aralık-ocak-şubat-mart
  • İÇ BAKLA:nisan-mayıs-haziran
  • ISPANAK:kasım-aralık-ocak-şubat-mart
  • KARNABAHAR:kasım-aralık-ocak-şubat-mart
  • KEREVİZ:kasım-aralık-ocak-şubat
  • KIRMIZI LAHANA:kasım-aralık-ocak-şubat
  • KIRMIZI SALÇALIK BİBER:ağustos-eylü-ekim
  • KURU SOĞAN:yılın her mevsimi
  • MADIMAK:mayıs
  • MANTAR:eylül-ekim
  • MAYDANOZ:yılın her mevsimi
  • MARUL:nisan-mayıs-haziran
  • PATATES:yılın her mevsimi
  • PATLICAN:haziran-temmuz-ağustos-eylül-ekim-kasım
  • PIRASA:kasım-aralık-ocak-şubat-mart
  • SALATALIK:mayıs-haziran-temmuz-ağustos-eylül-ekim
  • SEMİZOTU:nisan-mayıs-haziran
  • SİVRİ BİBER:haziran-temmuz-ağustos-eylül-ekim
  • TAZE FASULYE:mayıs-haziran-temmuz-ağustos-eylül
  • TAZE YEŞİL KABAK:kasım-aralık-ocak-şubat-mart
  • TURP:ocak-şubat-mart
     Ağaçta büyüyen meyveler için yukarıdaki durum söz konusu değil ama bunlarında depolanma süresi boyunca kullanılan ilaçların zararını en aza indirmek için;yıkama işleminde titiz davranmak gerektiği belirtiliyor.Çilek üretimi farklı olduğu için belirtmek gerekir:

    Hangi Aylarda Ne Şekilde Beslenmeli:
 
  • Ocak: Sebze ve et suyu ile hazırlanmış çorbaları sofranızdan eksik etmeyin. Hareketsiz geçen soğuk kış günlerinde çorbalar bağırsak sistemini düzenler. Soğuk havalarda vücuda direnç veren balık ve baklagiller de en çok tüketilmesi gereken besinlerden.
 
  • ŞUBAT: Kansere karşı etkili lahanagilleri (lahana, brüksel lahanası, karnabahar ve brokoli) sık sık yiyin. Bol betakaroten içeren havuç ile salata, zeytinyağlı yemek veya havuç suyu hazırlayın.
 
  • MART: Mart, yaza hazırlık ayıdır. Hafif beslenmeye ve diyet yapmaya başlamanın tam zamanıdır. Mart, aynı zamanda ilkbahara geçiş ayıdır. Bu nedenle hafif bir o kadar da direnç verici besinleri tüketmeye özen göstermek gerekir. Balık, ızgara et, sebze ve meyveler bol tüketilmeli.
 
  • NİSAN: Kuzu etinin en taze ve lezzetli zamanı. Bu aylarda et olarak kuzu etini tercih edin. Sütlü hafif tatlılar pişirin. Sabah kahvaltısında ve geceleri yatmadan önce bir bardak süt için. Hafif ama sağlıklı beslenerek ve açık havada düzenli yürüyüşler yaparak fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.
 
  • MAYIS: Çilek kısa ömürlü bir meyve. İçeriğindeki zengin vitamin (özellikle C vitamini) ve mineraller sayesinde ani enerji verip, geçiş mevsiminde ortaya çıkan yorgunluk belirtilerini giderir.
 
  • HAZİRAN:Kısa ömürlü dut ve kirazı bu ayda bol bol tüketin. Her ikisi de zengin vitamin ve mineral kaynağı.
 
  • TEMMUZ: Semizotu, balıktan sonra en çok omega-3 içeren sebze. Vücut tarafından üretilmeyen bir yağ asidi olan Omega-3, kalp hastalıklarına, zihinsel karışıklığa ve bunamaya karşı etkili.
 
  • AĞUSTOS: Yaz meyve ve sebzelerinin en olgun zamanı. Meyveleri bol yiyin. Bunun yanısıra balık, zeytinyağlı sebze, hafif soslu makarnaları günlük öğünlerinize paylaştırın.
 
  • EYLÜL: Eylül, kışa hazırlık ayıdır. Vücudu soğuk mevsime hazırlamak gerekir. Bol balık, sebze, meyve ve makarna gibi enerji verici karbonhidratlar ağırlıklı beslenin. Mürdüm erik ve fındığı hergün belli bir miktar tüketmeye özen gösterin.
 
  • EKİM: Ekim ayında omega-3 içerikli cevizin tam zamanı. Cevizi bu aylarda bol bol tüketin. Ayrıca mantarlı nefisyemekler pişirebilirsiniz. Mantar, balık, et ve sebzelere çok yakışır. Mantarı ızgarada üzerine peynir serperek pişirip kahvaltıda da yiyebilirsiniz.
 
  • KASIM: Kasım ayında balkabağından bol bol yararlanın. Çorbası, tatlısı ve pastası ile nefis lezzetler hazırlayabilirsiniz. Balkabağını ayrıca etli sebze yemeklerine de ilave edebilirsiniz. İçerdiği bol betakaroten sayesinde kansere karşı etkili bir sebze.
 
  • ARALIK: Soğuk algınlığı hastalıklarına yakalanmamak için sağlıklı beslenin. Portakal veya greyfurt suyu için. Ispanak, baklagil, et, yoğurt, muz,elma ve kuruyemişleri bol tüketin.

     hangi aylarda ne şekilde beslenmeli: kaynak- www.ntvmsnbc.com
 

 
  
1/22/2008 - Keten Tohumu ve Uyarılar 

      Birkaç hafta önce Hıncal Uluç'un köşesindeki Tecelliden Abuzittin'e Mektuplar bölümünde, keten tohumunun çok şifalı olduğu gibi,doğru saklama koşulları ve tüketimi olmaz ise bir o kadar da zararlı hale gelebileceği anlatılıyordu.Bu hafta Aktüel Dergisin'de de bu konu ile ilgili bir yazı vardı.
      Aktarlardan alıp sağlıklı ve uzun ömür vaadiyle tükettiğimiz bir çok bitki içinde aynı şekilde risk altında olduğumuz,sağlıklı koşullar sağlanmadığı taktirde yararından çok daha fazla zarar vereceği yazıyordu.Son yıllarda keten tohumu o kadar popüler bir gıda haline geldi ki, her geçen gün bir başka faydasını duyar olduk.Özellikle zayıflama üzerindeki etkisi bir çoğumuzun evlerinde öğünlerimizin vazgeçilmez takfiyesi oldu.Ama uzmanların uyarılarına göre keten tohumu değirmende çekildikten sonra eğer hemen tüketilmeyecekse, ışık görmeyen bir kavanozda saklanıp;en geç 1 ay içerisinde tüketilmek üzere buzdolabında muhafaza edilmeli;aksi taktirde hemen oksitlenme meydana gelebilir, deniliyor.Keten tohumu yağının da mutlaka soğuk zincirde tüketilmesi,yani yağın yapımından evlerimize kadar geçen saklama süresince soğuk koşullarda(-7 derecede) muhafaza edilmiş olması gerektiği söyleniyor.Kanser tedavisinde kullanılan bu bitkinin  doğru koşullarda kullanılmaz ise bağışıklık sistemini alt üst edecek zararları ortaya çıkabiliyor.Cerrah Paşa Tıp Fakültesi Profesörlerinden Ahmet Aydın'da''Bu bitki asla ısı ile iletişime geçmemeli;zira kokusu ve tadı ile de yenmez bir hale gelir'' diyor.
     Ve şu uyarılar ekleniyor:
  • Aşırı keten tohumu kullanımının önüne geçilmeli:kadınlarda günlük 2-3 tatlı kaşığından erkekler için de 1-2 tatlı kaşığından fazla tüketilmemesi gerekir. 
  • Ülkemizde uygun koşullarda üretilmediği için,yağ olarak değilde tohum olarak tüketilmesi gerekir.
  • Keten tohumunun kuş yemi de olarak satılan türü değil,sarı keten tohumu olarak bilinen cinsi çok daha faydalıdır.
    Yine bu konuda yazılan bir başka yazıda da: Eğer elinizdeki keten tohumunun taze olduğunu anlamak istiyorsanız buğday çimi gibi çimlendirin.Çimlenmiyorsa taze değildir.Deneyin ve güvenle kullanın deniliyor.
    Bu uyarılardan sonra faydaları için göz atmak isterseniz:burada ve burada yazıyor.
 
 
 
 
12/23/2007 - Her Derde Deva Çörek Otu 

   Hz. Muhammed'in (SAS) 14 asır önce 'Şu kara tanede (çörekotu) ölümden başka her derde deva vardır' hadis-i şerifiyle işaret ettiği çörekotunun faydalarını günümüz uzmanları saymakla bitiremiyor.
   Çörekotunun bilinen 16 türü bulunuyor. Karamuk, siyah susam diye de anılıyor. Yüksek dozajda kullanılmaması tavsiye edilen çörekotu birçok hastalığı iyileştiriyor.
  •  Çörekotunun yararları şöyle: Kanser ve AİDS'e karşı bağışıklık sistemini güçlendirir. Bronşit nöbetlerine iyi gelir. Vücuda kuvvet ve zindelik verir. Kan yapıcıdır. Kan şekerini düşürür. Çocukların gaz ve sancılarını giderir. Kadınların hayzını söktürür. Anne sütünü artırır. Unutkanlığa faydalıdır. Mide ve bağırsaktaki gazları söker, hazmı kolaylaştırır, iştah açar. Ekmek ve keklere katılırsa şişlik yapmaz. Böbrekteki kum ve taşları döker, basura iyi gelir. Felç ve kazıklı hummaya (tetanos) faydalıdır. Öksürük, balgam, nefes darlığı, grip, nezle, baş ağrısı ve romatizmaya iyi gelir. Diş ağrısı ve diş iltihaplanmalarında kullanılır. Bağırsak ve karındaki kurt, parazit ve solucanları öldürür. Sivilce, uyuz, egzama gibi cilt hastalıklarına faydalıdır.(kaynak:2004-04-24  zaman)
     Ayrıca burada ve burada da yararları hakkında önemli bilgiler veriliyor.
    Kullanım şekli konusunda burada gereken bilgiler veriliyor.
    Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve diğer bütün yararları için sabah aç karnına 1 tatlı kaşığı çörekotunu 1 tatlı kaşığı bal ile birlikte alıp iyice çiğneyerek veya çekilmiş çörekotunu aynı miktarda bal ile karıştırıp  günde 1 tatlı kaşığı alarak tüketin.
 
 
 
12/21/2007 - Buğday Çimi 

   Rahmetli dedemin elinden düşmeyen bir kitap vardı:
   ''Gıdalarımız ve Sağlığımız'' Yazarı:Dr. Mehmet Göbelez
   Kitap dedemin vefatından sonra anneme kalan en büyük miras diyebilirim.Ne nasıl, ne kadar ve ne için tüketilmeli konusunda bize büyük yol gösterici.Yıllar ardı ardına geçip artık vücudunuzun yaşlılık sinyalleri bir bir yanmaya başladığı zaman sağlığın ne denli önemli olduğu gerçeği kafanızda beliriyor.Sağlıklı beslenmek ve vücudu dirençli kılmak için bu zamanda bizlerin bildiği tek şey hemen ilaca sarılmak.Böylece vücudumuz kolaycılığa alışıp,tembel bir dilençinin yaptığı gibi el açıp yardım dileniyor...Aldığımız her ilacın vücuda bir de yan etkileri olduğu düşünürsek, vücudumuzu dirençli kılmanın önemi bir kat daha artıyor.  
   Yukarıdaki bahsettiğim kitapta tablolar şeklinde,çeşitli gıdaların 100'er gramında bulunan vitamin ve mineral değerleri verilmiş.Neredeyse tüm tablolarda baş sıralarda bulunan buğday çimi.Özellikle vücudu dirençli kıldığı ve çok önemli bir antioksidan olduğu belirtiliyor.Kitapta nasıl hazırlandığı yazıyor.İnternette buğday çimi hakkında araştırma yaptım.Bir kısmında toprağa dikilip yeşil kısımlarının tüketilmesi tavsiye ediliyor;bir kısmında da bu kitapta olduğu gibi yalnızca bir kasede çimlendirilerek ki geçenlerde bir televizyon programında da bu şekilde tüketilmesi gerektiği söyleniyordu.
    Burada da buğday çimi ve şırasının yararlarından  ve kanseri önleyici bir antioksidan oluşundan bahsediliyor.Yazıyı okumanızı tavsiye ederim.
    Ayrıca bazı kaynaklarda ,hamilelerin günlük 1 tatlı kaşığı tüketmesinde çok büyük yararlar olduğu;emzirme döneminde de annenin süt miktarını artırıp,sütün kalitesini yükselttiği yazıyor.Zayıflamaya yardımcı bir unsur olarak ta bahsi geçmekte.
 
     Hazırlanışı:
  •  1/2 su bardağı buğdayı yıkayıp bir kaseye alın.Üzerini 1 cm. geçecek kadar su ekleyip,ağzı kapalı oda sıcaklığında 24 saat bekletin.
  • Ertesi gün  kalan bütün suyu süzüp  alt kısmına nemlendirilmiş bir pamuk parçası yerleştirilmiş bir kasenin içerisine alıp; ağzı kapalı 12 saat daha oda sıcaklığında bekletip; böylece buzdolabına kaldırın.
  • 2-3 gün içerisinde uclarından çimlenmeye başlayacaktır.İyice beyaz kısımlar çoğaldığında günde 1 tatlı kaşığı dolusu tüketilir.Buzdolabında muhafaza edilir.
  • Dolapta kaldığı süre içerisinde her gün üzerine birkaç damla su serpilerek nemlendirilir.
  • Her gün kontrol edilerek tüketip,eğer bir küflenme meydana geldi ise yenilmemelidir.
 
     100 gr  buğday çiminde:
  • 8 mg  Demir (günlük demir ihtiyacı:15mg)
  • 250 micgr  Flour
  • 1100 mg Fosfor (günlük ihtiyaç:1200 mg)
  • 90 mg  Kalsiyum (günlük ihtiyaç:1200 mg)
  • 300 mg  Kükürt (günlük ihtiyaç:1000 mg)
  • 450 mg  Magnezyum (günlük ihtiyaç:500 mg)
  • 12 mg   Mangan (günlük ihtiyaç:3 mg)
  • 450 mg  Potasyum (günlük ihtiyaç:4000 mg)
  • 1,5 mg  B1 vitamini (günlük ihtiyaç:1,3-1,5 mg)
  • 2,5 mg  B2 vitamini (günlük ihtiyaç:2-2,5 mgg
  • 6 mg  B3 (PP) vitamini (günlük ihtiyaç:13-16 mg)
  • 2 mg   B5 vitamini (günlük ihtiyaç 10 mg)
  • 4 mg  B6 vitamini (günlük ihtiyaç:2-4 mg)
  • 690 mg  B7 (inositol) vitamini
  • 300 mg  B9 vitamini (Folik asit=M vitamini)
  • 200mg  H vitamini
  • 25 mg  E vitamini (günlük ihtiyaç 10-25 mg)
  • B 12 vitamini(günlük ihtiyaç:100 micgr)
 
   

Sayfa {1}

Ara:

» Genel bilgi
    ¤ Ana sayfa
    ¤
Hakkında
    ¤ Tüm tarifler
    ¤ Kullanılan ölçüler
» Yemek listesi
    ¤ Çorbalar
    ¤ Sıcak yemekler
    ¤ Köfteler
    ¤ Salatalar ve Zeytinyağlılar
    ¤ Hamur işleri
    ¤ Şerbetli ve Sütlü Tatlılar
    ¤ Kekler ve Pastalar
    ¤ Kurabiyeler
    ¤ tartlar,paylar ,kişler
    ¤ Kahvaltılık
    ¤ Reçeller ve Marmelatlar
    ¤ Yöresel yemekler
    ¤ Sofralar
    ¤ Faydalı Bilgiler
    ¤ Kış Hazırlıkları
    ¤ Linkler
    ¤ Deneme Mutfağı
» En çok beğenilenler
    ¤ Havuçlu Kek ve Havuçlu Pasta
    ¤ Amonyaklı Pasta
    ¤ Midye Tatlısı(Baklavası)
    ¤ Kandil Simidi
    ¤ Lokma Tatlısı
» Yemek arşivi
 
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31  
» İstatistikler
 Bugün tekil hit : 186
 Bugün sayfa izlenimi : 2.377
 Bu hatfa tekil hit : 3.542
 Bu hafta sayfa gösterimi : 35.143
 Bu ay tekil hit : 21.210
 Bu ay sayfa gösterimi : 165.138
 Genel tekil hit : 729.307
 Genel sayfa gösterimi : 4.767.213
» Bağlantılar
 -
» Müzik kutusu





 


©
2007 Defne Yaprağı - Tüm hakları saklıdır.   
Tasarım, hosting: Gisa   
 


kocaeli, Kocaeli, İzmit, Izmıt , kocaeliyerel.com, kocaeli rehberi, haber, kocaeli haber ,rehber, şehir, etkinlik, kültür, sanat, film, sinema, lezzet, yemek, yeme, içme, eğlence, moda, alışveriş, indirim, ücretsiz, armağan, bedava, haber, gezi, turlar, tatil, turizm, iş, ticaret, eğitim, opera, bale, tiyatro, konser, parti, müzik, festival, fuar, kongre, arama, harita, , kocaeli olay, özgür kocaeli , bizim kocaeli , Turkey, Türkiye